Nevruz konulu şiirlerimizi okuyabilirsiniz. Diğer yazılarımızı okumayı unutmayınız.

Nevruz Güzellemesi

Bahar yeli ılgıt ılgıt esince, Gönlümüzde çalan sazımız nevruz.
Çayır çimen dört bir yanı basınca,
Hoşgörü, kardeşlik sözümüz nevruz.
Sarı çiğdem, kardelenler açılır,
Kuzular da koyunlardan seçilir,
Sümelekler yenip kımız içilir,
Bir bahar sofrası bezimiz nevruz.
Düş katar güzeller nevruz aşına,
Toplanır yiğitler ateş başına,
Can gelir doğanın kara kışına,
Hem baharımız hem yazımız nevruz.
Genç, ihtiyar, kadın, erkek, kız ile,
Ekmek sunar birbirine tuz ile,
Gönülden duyulan bin bir haz ile,
Toprağa sürülen yüzümüz nevruz.
Çalsın sazlar, çifte davul vurulsun,
Bayram yeri şenlik toylar kurulsun,
Yok muydu tarihte bir kez sorulsun,
Türklüğe bağlanan özümüz nevruz.
Karacoğlan,Emrah, hem Bektaş Veli,
Yunus’un dostluğa çağıran dili,
Kazak, Özbek, Tatar, bütünTürk eli,
Ergenekon’daki közümüz nevruz.
Sevgi bahçesinden çiçekler derip
Dostluğun bütünlük sırrına erip
El ele, dil dile, kol kola verip
Türk’ü birleştirme tezimiz nevruz.

Süleyman ARPACI
Taşkent Türk İlköğretim Okulu-Türkçe Öğretmeni / ÖZBEKİSTAN

——————————————————————————–

Gül Mevsimi

Bir bahar gününden kalma sarhoşluk üzerimde
Seni bulmaktan önce aramayı yaşıyorken
Bir ad koyuyorum gelen mevsime
Hayal etmek düşüyor
Çoğu zaman bana.
Kabulleniyorum çaresiz
Biliyorum ki
Böyle yaşanıyor bu çağın aşkları
Mutluyum yine de kendimce
Yüreğim
Yüreğinde dinlenirken eriyor
Eziyorsun beni acımasızca.
Yine de
Bir ad koyuyorum gelen mevsime
Sensizliğin
Acılı geceler diye ad değiştirdiği zamanlar
Bir ıslık oluyorsun dudaklarımda
Umutsuzca
Senin için yaslanırken ben uykuya
Bölüyorsun sen beni uykularında
Sevgilerin tutsak olduğu bu yerde
Koyuyorum seni
Geçen zamanın yerine
Ve
Gömüyorum zamanı kalbime
Bir ad koyuyorum gelen mevsime
Adınla birlikte haykırıyorum
Gül mevsimi diye

Turabi ONAY
Nurettin İlköğretim Okulu
Malazgirt/MUŞ

——————————————————————————–
Pembe

Arkadaşım, “Mavi, umuttur.” dedi.
Oysa benim umutlarımı, pembe süslerdi.
Açık uçuk pembe
Sonsuz, çocuksu ve ıpılık.
Bazen gökyüzü de öyledir
Baktıkça gökyüzüne;
Ayaklarım yerden kesilir,
Herşeyi, irili ufaklı herşeyi
Kucaklamak gelir içimden,
Umudum göğe yükselir birden.
Hafiflerim bir tüy kadar,
Kalbim yavru kuş gibi çarpar
Yalnız yalnız, yapayalnız
Birileri ondan habersiz.
Kanatlarını çırpar durur
Her çırpınış, nafile
Bir kere kaderi öyle yazıldı
Zavallı, çaresiz, üşümekti.
Kim avucuna alsa sığınacaktır
Yoktur, ne bir dal,
Ne bir ağaç kavuğu…
Yaşamaktan da vazgeçemezdi
Onun gökyüzü, umutları,
Pembesi vardı.

Müberra ATEŞ
Kösebucag İ.Ö.O.
Sınıf Öğretmeni
52400 Fatsa/ORDU

——————————————————————————–

Sokağın Çocukları

yıkma sakın
yüreğimdeki billûr sarayı
sen varsın orda
görmeliyim her an
firûze gözlü çehreni
resmin bütünleşmeli
bakışımla büyümelisin
sonsuz ümitlerimin
hep önünde
adım adım gitmelisin
ruhun estetiğe
yöneldiği anda sen varsın
sesin ahenkle dansında sen
tutkunun sabırla
ateşin engin dalgayla
raksında yine sen
bir düşünce çıkmazında
yol gösteren
sen oluyorken bazen
kulağımda sesin
nefesimde nefesin
sen gidince üşüyorum
bilmem ki nemsin

Ali ŞAHİN
19 Mayıs Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, Şahinbey / GAZİANTEP

Yalnız Ağaç

Dağın böğrüne
Bir hançer gibi saplanmış
Orada yıllarca, tek başına
Öylece kalakalmış,
Küçücük bir fidanken
Bu toprağa kök salmış.
Yalnız ağaç;
Yıllara göğüs geren
Bir kahraman bence.
Bir abide gibi durur;
Haşmetli, vakur…
Selâmlar gelen geçeni
Sessizce.
Tutuyor sımsıkı toprağı
Toprak onu sevmiş
O da dağı.
Sevdaya tutulmuş
Türküler söyler gün batımında
“Dağlar, dağlar
Seni seven yürekten ağlar!
Hisseder yalnızlığın acısını
Belki de unutturur
Ve mutlu olur
Toprak her baharda gül
Verince.
Yalnız ağaç, yalnız ağaç!
Kucağını bize de aç.
Nasıl içmişsen sevgiyi
Toprağa nasıl can vermişsen
Baharda bir tohum gibi düş
Görmesin gözler acı bir gülüş
Isıt, al kollarının arasına bizi
Kucakla, kucakla hepimizi
Kendince.

Taner KARAHAN
Emlak Kredi İlköğretim Okulu Öğretmeni/ AKSARAY

——————————————————————————–

Son Mevsim

Salon güneş/sararan yaprak son bahar
Serin servilerin ucunda buğulanan gök
Karardıkça ağırlaşan yağmur yüklü bulut
Uğuldayan rüzgâr/sallanan kavak
Geçmişle gelecek arasında ıslanan hüzün
Eskidikçe kahrolan/üşüyen umut
Metal ve beton rengiyle boyanan dünya
Akıp gittikçe yalnızlaşan hayat
Kaçıncı mevsim bu sayamadığım
Kaçıncı mevsim bu doyamadığım
Bu yas neden ve bulutlar kime ağlıyor
Nereden çıktı bu saldırgan soğuk
Sonbahar karışmış renk cümbüşü
Bak işte kurudu kaldı inleyen şarkılarım
Bembeyaz bir hayal örtmekte her yanı
Bir nefeslik an ömrüm işte bu kadar
Ağacımda titreyen son yaprak serçe
Sayamadığım özlemler doyamadığım

İbrahim ERDEM
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Türkçe Öğretmeni

——————————————————————————–

Bir Söz İklimi

Bir söz iklimidir dil,
Bazen soğukluğunu
Ve acı zehrini boşaltır damla damla
Gönüllere…
Bazen, kalplerde açan gül olur
Kokar zerre zerre ruh âleminde…
Tatlı dil köprü olur sevgi dolu
Kalplere,
Bazen
Meydan olur cebelleşen yüreğe…
Dil mahpustur iki dudak arasında
Sahip ol ona, iki dünya arasında…

Yücel DENİZ
Kars Cumhuriyet Lisesi
Tarih Öğretmeni

——————————————————————————–

Serzeniş

Gönlümün yıkıntılarında devrildi ömrüm
Kalbimin derin yalnızlıklarında
Yaralıyım
Dikiş tutmaz hasretler kanıyor yüreğimde
Enkazlar içinde yitirdim
Ruhumun en has yaratığını
Hatırda kalan defterlere müdavim
Kırdın ütopyalarımı
Oysa ben düşünmeden sevdim seni
Düşüncelerim oldun
Pusulamın kadranı
Anılarımı gösterecek kadar kadim
Hadi gel
Aydınlık yamaçlardan
Kuytu karanlıklara düşmeden
Paslanmaya durmuş kalbim
Durmadan
Hadi gel
Sök beni kalbimden

Esra GÜVEN
Şazibey Mah. Haydar Aliyev Cad.
Ebrar Apt. Kat: 5 No: 19
K.MARAŞ