Sunuş
’nın en büyük eseri olan Mesnevi aynı zamanda kültürümüzün temel kaynaklarından biridir.
Tamamı altı cilt olan Mesnevi, yirmi altı bin beyit, yani elli iki bin satırdan oluşur. Mesnevi’de Hz. Mevlana; anlatmak istediklerini yer yer hikâyeler şeklinde ifade etmiştir. Ancak bu hikâyeler çoğu zaman iç içe anlatıldığı için okuyanın hikâyeyi ve hikâyede verilmek isteneni kavraması oldukça zordur.



Uzun bir çalışmanın ürünü olan elinizdeki bu eser, aynı zamanda Mesnevi'deki hikâyelerin tamamını içine alan ilk çalışmadır.
Yapmış olduğumuz bu çalışmayla meydana gelen bu eseri okuyan herkes; altı cilt, elli iki bin satır ve yaklaşık iki bin üç yüz sayfa olan Mesnevi'nin tamamını okumasına gerek kalmadan kültürümüzün temel kaynaklarından biri olan Mesnevi'ye ve oradaki hikâyelere rahatlıkla ulaşmış olacaktır.
Uzun zamandan beri hazırlamayı düşündüğüm, zevkli bir yorgunluğun ürünü olan bu çalışmayı siz değerli okuyucularıma sunmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.
Bu eseri büyük bir zevkle hazırladım. Ümit ederim ki sizler de zevkle okuyacaksınız.
Mehmet Zeren
-----%%%-----

Aradan Perde Kalkınca
Çinliler kendilerine güvenerek Rumlara karşı övündüller:
"Resim sanatında dünyada bizden daha üstünü yoktur." dediler.
Buna karşılık Rumlar da:
"Hayır bu iddianız doğru değildi, biz daha mahir kişileriz." dediler. Bu iddialar adil bir padişahın kulağına gitti. Padişah:
"Ben sizi imtihan edeceğim, bakalım hanginizin dediği doğru." dedi.
Çinliler de Rum diyarının ressamları da hazırlandılar. Çinli ressamlar:
"Bize bir oda verin, bir odada siz alın, her birimiz burada hünerlerimizi sergileyelim, işimiz bitince padişah gelsin baksın ve kimin daha üstün olduğuna karar versin." dediler.
Kapıları karşı karşıya iki odadan birini Çinli ressamlara diğerini Rum diyarının ressamlarına verdiler.
Çinliler padişahtan yüz türlü boya istediler. Padişah bunun üzerine hazinesini açtı.
Çinlilere her sabah hazineden boyalar verilmekte onlar da bu boyalarla çeşitli resimler süsler yapmaktaydı.
Rum ressamları ise:
"Pas giderilmeden ne boya işe yarar ne de resim." diye düşünüyorlar ha bire her yeri cilalayıp duruyorlardı.
Rum diyarının ressamları bu düşünceyle günlerce duvarları cilalayıp durdular. Sonunda her yer pırıl pırıl oldu. Gökyüzü gibi berrak bir hâl aldı.
Nihayet Çinli ressamlar işlerini bitirdiler. Hepsi de yaptıklarından emindi ve yaptıkları bu güzel işten dolayı çok sevinçliydiler.
Padişaha haber verildi. Padişah gelerek önce Çinli ressamların resim yapıp süsledikleri odaya girdi, resimleri gördü, bütün yapılanlar fevkalâde şeylerdi. Çinli ressamların yaptıklarını beğenerek taktir eden padişah buradan çıkarak Rum diyarının ressamlarının bulundukları odaya girdi. Bir Rum ressam Çinli ressamların resim yaptıkları odayı görmeye mani olan aradaki perdeyi kaldırdı. Çinli ressamların yaptıkları süsler ve resimler bu odanın cilalanmış duvarlarına yansıdı. O odada ne varsa burada da öyle daha güzel ve daha parlak bir biçimde görünmeye başladı.
Rum diyarının ressamlarının bulundukları oda dille tarifi mümkün olmayan bir hâldeydi ve bu haliyle Çinli ressamların odasından binlerce defa daha güzeldi. Böylece Rum diyarının ressamları bu imtihanı kazanmış oldular.
Not: Bu hazırlanan kitapta yer alan tüm hikayeler sırayla sitemizde yer alacaktır.