Hayata Karismak

Mustafa TAKÇI*

Önce bir duş almalı
Eşsiz sabah rüzgârlarıyla
Bulutlardan giyinmeli
Çıkıp sokağa
Sağlam basmalı toprağa
Uçan kuşları
Çöp karıştıran kedileri
Erzak toplayan karıncaları
Ve çocukları es geçmemeli
Dokunmalı,
Hissetmeli,
Görmeli yaşam denilen güzelliğin
İnsanın kanını coşturan ahengini
Sonra oturmalı
Rastgele bir taşın üstüne
“Neden”leri değil belki
Ama “nasıl”ları yormalı
Ve açılmalı hayata doludizgin
Hani yağmur taneleri
Bir yol bulur da akar ya
İşte öyle akmalı
Öyle karışmalı hayata

--------------------------------------------------------------------------------
Ates Böcegi
Mesut OKUR

Adadım ben sana “Mona Roza1”lar,
“Aysel2”ler adadım,dahası:“Dua3”lar...
Adadım daha bilmem neleri;
Yaşanmamış sabır örnekleri,
Bir nice acılar çoktan ödenmiş bedelleri.
Gecelerime konuk olan sadece bir ateşböceği...

Sana... sana da adıyorum,
Issız gecelerine bir ateşböceği.

1 Sezai Karakoç
2 Attila İlhan
3 AbdurrahimKarakoç

--------------------------------------------------------------------------------
Vurgun
Mustafa TANRIKULU*

Geceydi,
Bir el siyah bir bulut gibi
Ağlatırken bu şehri
Çözülmeyen sorularda
Gece bir, bilmeceydi.
Geceydi,
Issız ve sebepsiz
Yalnız bir kalabalıktı yüreğim
İsmin dilimde
İki heceydi...
Geceydi,
Kar ve tipiye rağmen
Hep seni düşünmekti
Nedensiz terkedişler
Şimdi bir işkenceydi.
Geceydi,
Gece gece olalı
Böyle acı bilmedi.
Yediği vurgun bile
Derinden, gizliceydi.

--------------------------------------------------------------------------------
Çocuklugumu Yitirdim
Ali SAÇIKARA*

Alıç gölgesi arardık,
Taş değmeden ayağımıza.
Uçsuz bir ovada yitirdim çocukluğumu
Kim bilir bir dikene mi takılmış,
Yoksa sürüklenip bir rüzgârla
Başka iklimlere mi taşınmıştır?
Yüreğimde hissedip yokluğunu,
Aradım bulamadım çocukluğumu.
Anam bulgur savururdu,
Çorak damımızda
Tarhana karardı.
Yakmak için petrol lâmbasını
Her akşam gaz yağı arardı.
Masal dinlerdik emmi oğlumla
Fitilin titrek ışığında.
Sonra binip külden eşeğimize
Kaf Dağı’na giderdik.
Peri kızlarıyla yârenlik ederdik.
Buğday başağı toplardık
Keçiboynuzuna değişmek için.
Arabamız çamurdan olurdu,
Tabancamız tahtadan.
Uzun yıllar geçse de aradan
Yüreğimde hissedip yokluğunu
Aradım, bulamadım çocukluğumu.

--------------------------------------------------------------------------------
Kuytu Zamanlar
Aydeniz AYDIN*

Duyguların en kuytusunda kaldığım zaman
Kâğıtlara kanıtlamak isterim
Seni, sana hasreti ama yapamam
Çıkmaz düşünceler kuytulardan
Sığınacak yer bulamaz sözcükler
Bendeki cümleler doludur tıka basa
Oysa içimdeki her şey anlatır seni, sana hasreti.
İsteklerim anlatır en başta
Bağırabilmek isterim acımı çıkmaz sokaklara
Yazabilmek adların en güzelini yağmura
Kalemin ucundan kıvılcım
çıkarabilmek yazarken
Delebilmek düşünceleri en derinden
Yırtabilmek tek sözcükle en aydın fikirleri
Adınla harikalar yaratabilmek isterim.
Sonra tutkularım vardır sırada
Âşık olabilmek hırsların en çirkin kızına
Bulutlardan çıkarabilmek umutların en kurusunu
Önemli olan hiç su değmemiş olanını çıkarabilmek
En güzel en yetişmemiş bitkiyi yaratabilmek onunla
Ve verebilmek doğaya adı sen olan bitkiyi
Anlatır, anlatır seni, sana hasreti
Ama yine yazamam ben
İçi böylesine dolu, aklı böylesine boş, kalbi böylesine sensiz kalmış şairim
Ama yine yazamam
Şimdi böylesine yazma isteğim anlatır seni, sana hasreti
Anlamsız sayfalara vermek kendimi
Sonra senle birleştirmek gerçekleri
Ve sonra da atabilmek kederi
Heyecanların en ulu ortasına bağırmak kederi
Rahatlayıp yazmak
Ağlayıp yazmak
En sonunda şu duyguların en kuytusundan çıkmak.