ÇANAKKALE SAVAŞLARININ ÖNEMİ VE BİLİNMEYEN YÖNLERİ
ÇANAKKALE SAVAŞLARININ ÖNEMİ VE BİLİNMEYEN YÖNLERİ
ÇANAKKALE Deniz Zaferi’nin yıl dönümü nedeniyle BoÄŸaz ve Garnizon Komutanlığı’nca `Çanakkale SavaÅŸları’ konulu konferans düzenlendi. Konferansta, Çanakkale deniz ve kara savaÅŸları süresince uygulanan ve dünya savaÅŸ tarihine `ilk’ olarak geçen, ancak fazla bilinmeyen savaÅŸ taktikleri anlatıldı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Süleyman Demirel Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliÄŸe, Çanakkale BoÄŸaz ve Garnizon Komutanlığı Kurmay BaÅŸkanı Deniz Kıdemli Kurmay Albay Murad Hatip ile Harekat ve Muhabere Åžube Müdürü Kurmay Binbaşı Murat Yılmazarslan konuÅŸmacı olarak katıldı.
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin dünya savaÅŸ tarihine altın harflerle yazılan bir destan oluÅŸu yanında, Türk askerinin geliÅŸtirdiÄŸi projelere sahne olduÄŸunu söyledi. AÄž MANİALARI ÇANAKKALE SAVAÅžI’NDA KULLANILDIDeniz Kıdemli Kurmay Albay Murad Hatip, Çanakkale SavaÅŸları sırasında, 13 Aralık 1914′te, BoÄŸaz’ın korunmasında Sarısığlar bölgesinde demirleyerek sabit batarya görevi alan Mesudiye zırhlısının, düşman denizaltı saldırısı sonucu batırılmasıyla, denizaltı tehlikesinin kendini gösterdiÄŸini belirtti. Deniz Kıdemli Kurmay Albay Hatip, “O andan itibaren çeÅŸitli karşı tedbirler alındı. Bu tedbirlerin içinde en etkilisi ise BoÄŸaz’ın Nara geçidinde kurulan Denizaltı engel ağı oldu. Dünya harp tarihinde, mania ağı ilk kez Çanakkale’de uygulanmıştır” dedi. MUHABERE ALDATMASI TAKTİĞİ”Kahraman Mehmetçik, düşman donanmasının boÄŸazı geçmek için düzenlediÄŸi çeÅŸitli manevralara ise yanıltıcı telsiz görüşmeleriyle taktik uyguladı” diyen Deniz Kıdemli Kurmay Albay Hatip, Gelibolu yarımadasında Kilitbahir Köyü, Goncasuyu bölgesindeki Telsiz Muhabere İstasyonu’nun düşman kuvvetlerinin telsiz haberleÅŸmelerini iyi izleyip ÅŸifrelerini çözdüğünü anlattı. Deniz Kıdemli Kurmay Albay Hatip, “Planlanan harekatlara yönelik bu istasyondan yaptıkları telsiz görüşmeleriyle yanıltıcı bir muhabere uygulamaları, dünya savaÅŸ tarihinde ilk olarak kullanılan taktikler arasında yer buldu” diye konuÅŸtu.
NUSRAT’IN MAYIN PLANINI İNGİLİZ SUBAY HAZIRLADIDeniz Kıdemli Kurmay Albay Murad Hatip ile Harekat ve Muhabere Åžube Müdürü Kurmay Binbaşı Murat Yılmazarslan, Nusrat mayın gemisinin mayın dökme planının İngiltere Osmanlı ile dostken, İngiliz Bahriye Heyeti’ne mensup Halifaks adlı bir subay tarafından yıllar önce hazırlandığını anlattı. Konferans konuÅŸmacısı subaylar, “GerektiÄŸi taktirde, Çanakkale BoÄŸazı’nın ne ÅŸekilde mayın dökülerek kapatılacağını tespit eden planları ne gariptir ki İngiliz Bahriye heyetine mensup Halifaks adlı bir subay hazırlamıştı. Mayın hatlarının tesisinde Halifaks’ın hazırladığı mayın planlarından istifade edildi. Ancak bu planlar üzerinde, gereken deÄŸiÅŸiklikler yapılarak sürpriz etkisi saÄŸlandı” dedi. MAYINSIZ RAPORU İDAM ETTİRDİÇanakkale SavaÅŸları sırasında yaÅŸanan bir ilginç ayrıntı, düşman donanmasında görevli Fransız Filo Komutanı Amiral Guepret’nin, emrinde çalışan oÄŸlu Yüzbaşı Guepret’nin yanlış istihbarat verip, bunun sonucunda babasının baÅŸkanlık ettiÄŸi mahkemece idam kararının verilmesi olarak anlatıldı. Kurmay Albay Hatip ile Kurbay Binbaşı Yılmazarslan bu olayı şöyle özetledi:”BoÄŸaz’da görevli Fransız Filo Komutanı Amiral Guepret’nin oÄŸlu, Yüzbaşı Guepret’ye onur görevi olarak BoÄŸaz’daki mayınların tespit edilmesi görevi verildi. Yüzbaşı Guepret, havadan yapılan keÅŸif uçuÅŸunda, Nusrat’ın döktüğü mayınları tespit edemedi, BoÄŸaz’ın mayınsız olduÄŸunu belirten temiz raporunu filolara verdi. 18 Mart günü düşman gemilerinin sonunu hazırlayan bu mayınlar, Amiral’in oÄŸlu Yüzbaşı Guepret’nin de sonunu hazırladı. Yüzbaşı Guepret, babasının baÅŸkanlık ettiÄŸi Askeri mahkemeye çıkarıldı, idama mahkum olup kurÅŸuna dizildi. ”DÜNYA TARİHİNİ DEĞİŞTİREN DESTAN”EÄŸer (bir dünya savaşında) Osmanlı İmparatorluÄŸu Almanya’nın tarafını tutarsa, İngiliz filosu Çanakkale BoÄŸazı’nı zorlayıp geçecek ve İstanbul’u alacaktır. . . ”
İngiliz devlet adamı Winston Churchill’in, 1. Dünya Savaşı’ndan birkaç yıl önce Londra’yı ziyaret eden Enver PaÅŸa’ya söylediÄŸi bu sözler gerçekleÅŸmiÅŸ, Osmanlı Devleti, Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluÄŸu’nun yanında bu büyük savaÅŸa dahil olmuÅŸtu. Sıra, İstanbul’u iÅŸgal ederek, ”Düşmanların en zayıfı” sayılan Osmanlı Devleti’ni safdışı bırakmaya gelmiÅŸti. Bunun yolu da, Çanakkale BoÄŸazı’ndan geçiyordu. Zira, Türk’ün kahramanlığını göz önünde tutmayanlar, boÄŸazları zorlamayı ”nispeten” kolay sayıyordu. Uzun bir ön hazırlıktan sonra 19 Åžubat 1915′de baÅŸlayan ilk saldırıyla öncelikle boÄŸazın giriÅŸini koruyan Anadolu yakasındaki Kumkale ile Orhaniye ve Rumeli yakasındaki ErtuÄŸrul ile Seddülhisar tabyalarının yok edilmesi planlıyordu. İkisi Fransız, dördü İngiliz olmak üzere altı zırhlı bu iÅŸi baÅŸarmak için görevlendirilmiÅŸti. Bu gemiler 10-12 bin metreden bataryalar üzerine ateÅŸe baÅŸlamıştı. İlk günün sonunda atışlarını isabet ettiremeyen denizciler durumdan pek memnun deÄŸildi. Sahildeki Türk tabyalarının vurulması için daha yakın mesafeden atış yapmaları gerekiyordu. Hava ÅŸartları buna fırsat vermeyince, 26 Åžubat’ta denizin düzelmesiyle atışlara tekrar baÅŸlayabildiler. Müttefik gemileri en fazla ”boynuzlu canavar” denilen mayınlardan çekiniyordu. BoÄŸazın en dar yerine kadar olan sahanın temizlenmesi ÅŸarttı. Bunun için Mart ayı başına kadar top atışları ve karaya asker çıkarma giriÅŸimlerinde bulunan müttefikler, boÄŸazın kolaylıkla geçilir olduÄŸuna inanmaya baÅŸladılar. Åžimdi önlerinde boÄŸazın merkez savunmasını kırmak kalmıştı. AMİRALİN İSTİFASIBahriye Bakanı Churchill, boÄŸazın bir an önce geçilmesi için mesaj üzerine mesaj gönderip Amiral Carden’i zorlamaya baÅŸlamıştı. Churchill’in dayatmaları ve boÄŸazda yaÅŸanan zorluklar sonucu Amiral Carden istifa etmek zorunda kaldı. 17 Mart’ta yerine Tümamiral de Robeck tayin edildi. Amiral de Robeck ikinci bir saldırı için filosunu üç kısma ayırmaya karar verdi. A hattında donanmasının en güçlü gemileri olan Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson ve Inflexible, bunların iki yanında da onlara refakat edecek Prince George ve Triumph gemileri seyredecekti. Bunun bir mil kadar gerisinde Fransızların Gaulois, Charlemagne, Bouvet ve Suffren gemileriyle bunların sağında ve solunda İngilizlerin Majestic ve Swiftsure savaÅŸ gemileri bulunacaktı. Saldırıya katılacak olan diÄŸer savaÅŸ gemileri, muhripler ve mayın tarayıcıları verilecek görev için boÄŸazda hazır bekleyeceklerdi. Amiral, gün boyunca sahil bombardımanıyla mayın gemilerinin rahat çalışarak mayınları toplayabileceÄŸini ummuÅŸtu. Sonunda donanma rahatlıkla boÄŸazı geçip Marmara’ya ulaÅŸabilecekti. SALDIRI GÜNÜ: 18 MARTGüneÅŸli ve ılık 18 Mart 1915 sabahı Amiral donanmaya hareket emrini verdi. Saat 10. 30′da sahildeki Türk savunma tesisleri net bir ÅŸekilde görülüyordu. İlk 10 savaÅŸ gemisi boÄŸaza girer girmez Türk askerinin havan ve sahra toplarının atışıyla karşılaÅŸtı. Bir saat sonra Queen Elizabeth ve yanındakiler diÄŸer gemilerin koruması altında yoluna devam etti. A hattındaki gemiler, karar verilen noktaya gelerek beklemeye baÅŸladılar. Saat 11. 00′de saldırı atışları tekrar baÅŸladı. Queen Elizabeth toplarıyla Çanakkale’yi dövmeye baÅŸladı. Aynı anda Agamemnon, Lord Nelson ve Inflexible da karşı sahildeki Kilitbahir kalesini top atışına tuttu. Bunlara karşılık vermek isteyen Türk askerinin atışları etkili deÄŸildi. Kalelerin topa tutulması 11. 50′ye kadar devam etti. Bu sırada boÄŸazın her iki yanındaki Türk bataryalarının artan atışından İngiliz gemileri isabet almaya baÅŸladı. Öğle vakti Queen Elizabeth’te bulunan Amiral de Robeck, boÄŸazı geçme zamanının geldiÄŸini düşünerek, Amiral Guepratte’ye Fransız gemilerinin öne geçmesini bildirdi. Zira Fransız amirali, daha önce boÄŸazın geçiÅŸinde kendi gemilerine öncelik verilmesini istemiÅŸti. Amiral Guepratte, tüm Gelibolu harekatını renklendirecek bir kiÅŸiliÄŸe sahipti. Geri planda kalmaktan hoÅŸlanmaz, hep saldırmak isterdi. Åžimdi yaÅŸlı gemilerini İngiliz teknelerinin arasından geçirecek, yaklaşık yarım mil yukarıya, Türk topçusunun yoÄŸun ateÅŸinin altına götürecekti.
SavaÅŸ yerlerine varan Fransız gemileri yelpaze gibi açılarak gerideki İngiliz topçusuna atış açısı bıraktı. Bundan sonraki 45 dakikada ise tarihin en yoÄŸun topçu ateÅŸlerinden biri yaÅŸandı. Çanakkale BoÄŸazı’nda müttefik donanmasıyla boÄŸazı savunan Türk birlikleri arasında korkunç bir top atışı baÅŸladı. Bombalanan batarya ve tabyalardan yükselen toz bulutları, saÄŸa sola savrulan parçalar, düşman gemilerinin Türk mermileriyle dövülmesi ortalığı cehenneme çevirmiÅŸti. Türk topçularının menzilindeki Gaulis, Flexible ve Agamemnon isabet aldı. Asker zaiyatı olmayan müttefik filosundakiler Türk savunmasının çökmek üzere olduÄŸunu düşündüler. Fransızların geride kalmasını isteyen de Robeck, kendi gemilerinin öne geçmesini emretti. Suffren sancak tarafa dönerek diÄŸer gemilerin Erenköy körfezi sahiline doÄŸru kaymasını saÄŸladı. BOUVET’İN BATIÅžI13. 54′de Suffren’in arkasındaki Bouvet savaÅŸ gemisi büyük bir patlamayla sarsıldı. Güverteden yükselen kara duman gökyüzüne yükselirken, gemi önce kıçının üstüne kalktı, daha sonra da alabora olup iki dakika içinde battı. Geminin komutanı Albay Rageot ve 639 denizci yaÅŸamını yitirdi. Bir görgü tanığına göre gemi ”Su dolu bir banyo teknesinde batan bir tas gibi suya gömüldü”. Bouvet’in batışını seyrederek moralleri yerine gelen Türk askerleri, top atışlarını ÅŸiddetlendirdi. Karşılıklı atışlar iki saat devam etti. Yan yana seyreden Ocean-Irresistible, Albion Vengeance ve Swiftsure-Majestic sahilden yapılan isabetli atışlar üzerine geri döndüler. Bu sırada Amiral de Robeck, mayın tarayıcılarının devreye girerek, boÄŸazın aÄŸzının temizlenmesini emretti. Queen Elizabeth’i geçtikten sonra iÅŸe baÅŸlayan tarayıcılar, üç mayın yakalayarak imha etti. İşler iyi giderken, sahildeki bataryaların ateÅŸine tutuldular. Bir taraftan mayın yakalamanın verdiÄŸi korku, öte yandan Türk ateÅŸi morallerini iyice bozdu ve verilen emirleri dinlemeden geriye kaçtılar. Bouvet’in battığı yerde baÅŸka bir mayına çarpan Inflexible’da çok sayıda denizci hayatını kaybederken, boÄŸazın Anadolu sahiline en yakın durumda seyreden Irressistible torpido hücumuna uÄŸrayarak ağır yaralandı. Geminin çoÄŸu ölü ve yaralı 600 denizcisini alan Wear geri dönerken, Irressistible’a yardıma giderken mayına çarpan Ocean da top atışına tutuldu. Fransızların batan Bouvet gemisinden baÅŸka Suffren ve Gaulois gemileri de mayınlardan veya sahil atışlarından yaralandı. Gemilerin battığı ve yara aldığı sahanın defalarca mayın gemilerince tarandığını ve güvenli olduÄŸunun bildirildiÄŸini göz önüne alan müttefikler, bundan Türk askerlerinin yukardan denize saldıkları mayınları sorumlu tutmaya baÅŸlamışlardı. Ancak bunun gerçek olmadığını çok sonra öğreneceklerdi. Komodor Keyes, Amiral de Robeck’den Irressistible ve Ocean gemilerinin Türklerin eline geçmemesi için çekilmesi ya da kendileri tarafından torpillenmesine izin verilmesini istedi. Olumlu yanıt alıp bütün gece iki yaralı gemiyi arayan Keyes, gün aydınlandığında eli boÅŸ olarak geri döndü.
ZAFER TÜRKLERİN18 Mart, müttefik donanması için yenilginin tarihiydi. Saatler 17. 00′yi gösterdiÄŸinde her tarafı cehennemi bir ateÅŸ içinde bırakarak boÄŸazı geçmeyi tasarlayan düşman armadası, kuvvetinin üçte birini kaybederek, savaÅŸ meydanından maÄŸlup ve periÅŸan olarak geri dönüyordu. Felaket karşısında Robeck deniz saldırısını durdurmak zorunda kalmıştı. 7. 5 saat süren deniz muharebesi sonucunda, savaÅŸa katılan 18 büyük gemiden üçü (Bouvet, Irressistible ve Ocean) batırılmış, üçü de (Gaulois, Suffren ve Inflexible) da uzun bir süre için saf dışı bırakılmıştı. Ama hemen hemen hiçbir ÅŸey elde edilememiÅŸti. Tabyalar ağır hasar almışsa da, onarımları yapılabilirdi. Ancak, Bouvet, Irressistible ve Ocean battıkları yerden çıkarılamazdı. Filo geriye çekilirken, boÄŸazın gerçek savunucusu olan boynuzlu mayınlı alanlar olduÄŸu gibi kalmıştı. Böylece yenilmez zannedilen düşman yenilmiÅŸ, İstanbul kapıları kapatılmıştı. Bu, düşman donanmasının boÄŸazdan geçmesini önleyen, aynı zamanda kara savaÅŸlarının nüvesini teÅŸkil edecek, İstanbul’un iÅŸgalini, dolayısıyla vatan topraklarının düşman çizmeleriyle ezilmesini engelleyecek büyük bir zaferdi. NUSRET MAYIN GEMİSİAlmanya’da 1910 yılında inÅŸa edilen, kömür kazanlı 40 metre boyunda, 7. 50 metre geniÅŸliÄŸinde 360 tonluk, güvertesinde 40 mayın taşıyan, Tophaneli Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey komutasındaki Nusret gemisi saatte ancak 12 mil yapabiliyordu. Nusret gemisi, mayın uzmanı Alman Yarbay Geehl ile birlikte Çimenlik iskelesinden aldığı mayınları, 18 Mart deniz saldırısından 10 gün önce, sabaha karşı yaÄŸmurlu ve puslu bir havada, önce Rumeli sahilini takip edip sonra karşı kıyıya dönerek, Erenköy Koyu’na kıyıya paralel olarak, Poyraz-Lodos yönünde 26 mayın döşemiÅŸti. Mayınların bırakıldığı Karanlık Limanı özenle seçilmiÅŸti. Büyük düşman gemilerinin isabetli atış yaptığı bu saha, denizcilikte ”Durgun su” tabir edilen bir özellik taşıdığı için zırhlılar karadaki sabit kaleler gibi rahat atış yapabiliyordu. 8-18 Mart arasında Erenköy Körfezi’ni tarayan İngiliz mayın temizleyicileri sadece üç mayın bulabilmiÅŸti. Nusret’in döşediÄŸi mayınları ne onlar ne de havadan sahayı kontrol eden keÅŸif uçakları görebilmiÅŸti. Çanakkale SavaÅŸlarında çok önemli bir yeri bulunan Nusret gemisinin döşediÄŸi mayınlar, boÄŸazın düşmek üzere olduÄŸu kritik bir anda düşmanın deniz saldırılarını durdurarak Türk askerinin ve vatandaÅŸların moralini yükseltti. Türk askeri, dünyanın en geliÅŸmiÅŸ silahlarına sahip İngiltere ve müttefiklerine karşı gözünü kırpmadan savaşırken, Çanakkale Zaferi sonucunda dünya yeni bir liderin, Mustafa Kemal’in doÄŸuÅŸuna tanıklık etti. Tarassut ÇavuÅŸu Mehmet, büyük bir deniz zaferinin yaÅŸandığı 18 Mart 1915 gününü siperden yazdığı mektubunda şöyle anlatır:”. . . Fahri Bey çok kıymetli bir topçu idi. Hani kabil olsa topla bir kuÅŸu bile vurabilirdi. Yanımıza geldi. ‘Dikkat, hedef deÄŸiÅŸtiriyoruz çocuklar. Önümüzdeki saÄŸdaki en yakın gemiye niÅŸan al. Mesafe 9400 tahrip danesi. Hazır ol!’. ‘Hazır!’ cevabı alınca, ‘AteÅŸ!’ kumandasını verdi. Dürbünümle bakıyorum. Mermilerimizin üçü bu gemiye yapıştı. İkisi güvertede patlayan mermilerimizden, üçüncüsü arka bacaya isabet ederek devirdi. Beyaz bir duman çıkmaya baÅŸladı. Ben kendimi tutamadım. ‘Vurduk, vurduk!’ diye bağırıyor, bir taraftan da ‘Yaz Ahmet ÇavuÅŸ 1+3 diye kaydet!’ diyordum. Gemi olduÄŸu yerde kaldı, etrafına küçük gemiler toplandı. ” 18 Mart’ı diÄŸer cephede yaÅŸayan Leslie adındaki bir asker de, yaÅŸadığı dehÅŸeti ailesine gönderdiÄŸi mektupta şöyle dile getirir:”18 Mart’ın öyle korkunç yanları var ki korkarım onları yansıtmak elimden gelmeyecek. Gene de elimden geleni yapmaya çalışacağım. Defterime şöyle notlar düşmüşüm:09. 15 sularında diÄŸer gemilerle birlikte 1. filo gelip Çanakkale sularında ilerlemeye baÅŸladı. Nöbeti devralmak için Fransız gemilerini beklerken ilk trajik olay meydana geldi. Bouvet’in sancak tarafına yattığı görüldü. Ağır ağır alabora oldu. Süratle batarak gözden kayboldu. Saat 13. 56 idi. Her ÅŸey iki dakika içinde oldu bitti. İşte ÅŸimdi en canlı bölüme geliyoruz. Denizcilerin nasıl büyük bir sükunetle gemilerinin batmasını beklediklerinin öyküsünü okumuÅŸsunuzdur. Bu çok farklı bir ÅŸeydi. Bataryalar menzil hesaplamışlar, isabetli atışlarla onu her defasında sarsıyorlardı. Personel ise güvertede toplanmış muhriplerin gelip kendilerini kurtarmasını sükunetle bekliyordu. Filomuzun aldığı diÄŸer kayıplardan söz etmek istemiyorum. Åžurası açık ki, zafer günü çok uzaktaydı. Toplarımızın kimi yanmış, kimisi susmuÅŸ, Türkler ise geçici bir süre için ortadan kaybolmuÅŸtu. Umarım sonu iyi gelir. ”NUSRET’İN DÖŞEDİĞİ MAYINLARİngiliz Bahriye Nazırı Churchill ise 18 Mart deniz muharebesinin Nusret gemisinin Çanakkale BoÄŸazı’na döktüğü mayınlarla kaybediliÅŸini, ”Bugün dünya denizlerinde görev yapmakta olan beÅŸ bini aÅŸkın savaÅŸ gemisinden hiçbiri Nusret ve onun döktüğü mayınlar kadar harbin gidiÅŸine ve düşmanın geleceÄŸine etkili olarak bir baÅŸarı göstermemiÅŸtir” ÅŸeklinde yorumlamıştı. Churchill, ÅŸu görüşleri dile getirmiÅŸti:”Nusret’in gizlice döktüğü mayınlar, savaşın devamı ve dünyanın geleceÄŸi bakımından diÄŸer tüm çabalardan daha tam ve daha kesin sonuçlu hedeflere varmak içindi. Bu engel, İngilizler tarafından baÅŸarıyla baÅŸlatılmış olan Çanakkale operasyonunu durduran birçok psikolojik karışıklıklar doÄŸurdu. Yalnız başına bu mayın engelidir ki, Türkiye’yi bir yenilgiden kurtardı ve savaşı uzattı. Bu yüzden yenilenler gibi yenenler de Avrupa’da sarsıldı. Kemiklerini Fransa, Polonya, Galiçya, Balkanlar, Filistin, Suriye ve Kuzey İtalya savaÅŸ alanlarının örttüğü 6-7 milyon insan, düşmanlarının kurÅŸun ve gülleleriyle deÄŸil, 18 Mart sabahı Çanakkale BoÄŸazı’nın güçlü akıntısı altında, ağırlıklarının baÄŸlı bulunduÄŸu tel halatlar üzerinde gerili duran 26 demir kap (mayın) yüzünden mahvolup gitti. ” Yenilgilerini Nusret’in döktüğü mayınlara baÄŸlayan İngiliz General Oglander da, ”Pek uygun baÅŸlamış olan gün, bu meçhul mayın hattının olaÄŸanüstü ve ortalığı kırıp geçiren baÅŸarısı yüzünden tam bir baÅŸarısızlıkla sona erdi. Bu yirmi mayının seferin talihi üzerindeki etkisi ölçülemez” ÅŸeklinde konuÅŸmuÅŸtu. Yarbay Worsley Gibson’un 18 Mart bozgunu için söyledikleri de ÅŸunlar:”Bu beklenen bir ÅŸeydi. SavaÅŸ konusunda yazılmış bütün kitaplarda, politikacıların savaÅŸ alanındaki komutanlara müdahale etmelerinin sonucunun felaket olduÄŸu yazılıdır. Ama buna karşın politikacılar hala kendilerini doÄŸuÅŸtan strateji uzmanı olarak görürler, her ÅŸeyi kendilerinin bildiklerine inanırlar ve aynı ÅŸeyi tekrar yaparlar. ” Öte yandan, 18 Mart günü müttefik gemilerini komuta eden Amiral de Robeck, aldıkları ağır yenilginin farkında deÄŸildi. Daha fazla risk almamak için saldırıyı o gün durdurmaktan baÅŸka çare kalmadığını düşünen de Robeck, Jed isimli gemiyle dört saat boyunca kayıp savaÅŸ gemilerini ararken, ”olaÄŸanüstü sessizlikten ve gün boyu süren bir savaşın ardından gelen yorgunluktan baÅŸka bir ÅŸey göremez, hiçbir ses duyamaz. ” Keyes, o güne iliÅŸkin duygularını şöyle anlatır:”O zaman yenilmiÅŸ bir düşmanla karşı karşıya olduÄŸumuz duygusuna kapıldım. Saat 14. 00′de yenilmiÅŸ olduÄŸunu biliyordum. Saat 16. 00′da yenildiÄŸini biliyordum. O gece, gece yarısında da düşmanın kesin olarak yenildiÄŸini biliyordum. Çabalarımızın meyvesini toplamak için bizim tek yapacağımız, düzgün bir mayın tarama ekibi düzenlemek ve akıntıya kapılmış mayınlardan korunmaktı. ”KARA SAVAÅžLARIDenizde büyük bir yenilgiye uÄŸrayan düşman, bir daha donanmayla boÄŸazdan geçmeyi denemedi. Ancak, 18 Mart’ta sarsılan gururlarını kurtarmak için General Hamilton’un baÅŸkumandanlığında Akdeniz seferi kuvvetleri adı altında kuvvetler toplanmaya baÅŸlandı. İngiliz ve Fransız tümenlerinden baÅŸka Avustralya ve bir Hint tugayı ile deniz tümeninden oluÅŸan bu kuvvetlerin toplamı 75 bine ulaÅŸtı. Alman Generali Von Sanders PaÅŸa da 5. ordu komutanı tayin edilerek Çanakkale’nin savunması için görevlendirildi. Çanakkale SavaÅŸları, Türk milletine KurtuluÅŸ Savaşı’nda önderlik edecek ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kuracak bir liderin doÄŸuÅŸuna da tanıklık etti. Yaklaşık 8 ay süren Çanakkale SavaÅŸlarında Türk askeri cesur, akıllı ve güçlü bir komutanın idaresinde neler yapabileceÄŸini gördü. Özellikle Anafartalar Savaşında Yarbay M. Kemal’in askere ”taarruzu deÄŸil ölmeyi emretmesi” savaşın kaderini etkiledi. Churchill’in ”kaderin adamı” olarak tanımladığı Mustafa Kemal, Conkbayırı ve Kocaçimen’de ilerleyen Anzak Ordusunu geri çekilmeye zorlayarak iÅŸgal edilen noktaları kurtardı. Mustafa Kemal, 19. Tümen ve 57. Alayı merkezden emir beklemeden kendi inisiyatifiyle cepheye sürerek Çanakkale cephesinin düşmesini engelledi ve BoÄŸazları kurtardı. METİN ASKER MUSTAFA KEMALAnafartalar Grup Kumandanı Miralay Mustafa Kemal, Türk askerinin Çanakkale’de gösterdiÄŸi kahramanlığı şöyle dile getirir:”Bombasırtı vak’asını anlatmadan geçemeyeceÄŸim. Mütekabil siperler arasında mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor. İkincidekiler onların yerine geçiyor. Fakat, ne kadar ÅŸayan-ı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceÄŸini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okumak bilenler elerinde Kuranıkerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, kelimeyi ÅŸahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren ÅŸayan-ı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur. ” Conkbayırı’nda bir ÅŸarapnel parçasıyla yaralanan Mustafa Kemal’in cesareti ise bir baÅŸka kahramanlık örneÄŸidir. Mustafa Kemal, yaÅŸadığı bu olayı ÅŸu sözlerle anlatır:”Muharebe meydanında cereyan eden hali temaÅŸa ederken bir ÅŸarapnel parçası göğsümün saÄŸ tarafına çarptı. Cebimde bulunan saati parça parça etti. Vücuduma nüfuz edemedi. Yalnız derince bir kan lekesi bıraktı. Bu saat enkazını bilahare bugünün hatırası olmak üzere Liman PaÅŸa’ya verdim. ” Mustafa Kemal’in aldığı yaraya raÄŸmen savaÅŸ alanında soÄŸukkanlılığını koruması, o sırada yanında bulunan 64. Alay Kumandanı Yarbay Servet Bey tarafından şöyle dile getirilir:”Süngü hücumu esnasında Conkbayırı tepesinde Atatürk’ün (Mustafa Kemal’in) yanındaydım. Düşmanın ÅŸiddetli topçu ateÅŸi baÅŸladıktan biraz sonra Atatürk’ün elini birden göğsüne götürdüğünü gördüm. Heyecanımı sezen o metin asker, parmağını aÄŸzını götürerek ve başını kaÅŸlarını yukarıya kaldırarak, bana sukut ve sükun iÅŸaret etti. ” Churchill, bir zamanlar maÄŸlup etmek için savaÅŸtığı büyük insandan, ”Bu eÅŸsiz kahraman Türklüğün mukadderatını ele alacak olan bir dehadır. Zira Çanakkale BoÄŸaz harbinde malzemece üstünlük bizdeydi. Fakat iradece üstünlük Onda olduÄŸu için yenildik” sözleriyle bahsetmiÅŸtir. Vatanı için canını çekinmeden veren Türk askerinin zaferiyle sonuçlanan Çanakkale SavaÅŸları, İngilizlerin 19-20 Aralık’ta Arıburnu ve Anafartalar’ı, 8-9 Ocak’ta Seddülbahri boÅŸaltmasıyla sona erdi. Atatürk, yıllar sonra Çanakkale SavaÅŸlarında can veren askerleri Türk-yabancı ayrımı yapmadan ÅŸu sözleriyle kucaklamıştı:”Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar:Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar:GözyaÅŸlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim baÄŸrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır. Bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuÅŸlardır. ”


Comments
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın