BU ÖGRETMENLER BÖYLEDIR

——————————————————————————–

Tümay YÜKSEK

Sınıfta ders anlatıyorsun.Bir öğrenci elinde kalem, sırasının üstüne güzel bir eser çıkarıyor. Ne yapacaksın şimdi?Çocuk ileride ressam olabilir, şair olabilir ya da marangoz olabilir. Şimdi kızayım da şevkini mi kırayım çocukcağızın?Ama kızmazsam da sonra yazılıda dönecek:

“Öğretmenim, kâğıdın altına defter koyabilir miyim?Kâğıdım deliniyor, çirkin yazıyorum. Sonra beğenmiyorsunuz.”

Haydi bakalım, çık işin içinden.Tamam “defter koyabilirsin,” desen, tesadüf bu ya defterin ilk sayfasında yazılı ile ilgili küçük notlar başrolde. Kitap koysa...Yok işe yaramaz. Kitabın yazarı unutmuş, bizim masum öğrencilerimiz de yazarın unuttuklarını tamamlamış. Onun için de:

“Olmaz, kâğıdın altına hiçbir şey koyma. Delik deşik yaz.Ben mi dedim sana sıraya resim yap, diye.”

Suratlar asılıyor tabî. Bu öğretmen böyledir zaten, hiçbir şeye izin vermez. Haydi gene suçlu olduk mu?Kader utansın.Devlet malına zarar verdiği için kızman gerekiyor. Suç. Kızmasan ilerisi daha kötü, o da suç. Örnekler veriyorsunuz hayatlarının içinden:

“Evde ders çalışırken, masayı karalasan, çizsen, yerlere kâğıt atsan annen ne yapar sana çocuğum?”

diye soru soruyorsunuz.Beklemeden cevap hazır.

“Cesaret ister öğretmenim. Annemin gözü beni o anda görür mü sanıyorsunuz?”

“Annenin gözü seni görmez de binlerce insanın hakkı olan sıraları bozarsan benim gözüm seni görür mü?”

Yeni nesil hazır cevap ya veriyor cevabı hemen:

“Öğretmenim gözlüğünüzü çıkarıveririz görmezsiniz. Tamam bir daha karalamayacağım.Zaten yer kalmadı hem yazılıda defter de, kitap da koydurmuyorsunuz. Ne anladık bu işten?O kadar da uğraşmıştım. Boşa gitti emeklerim, hep sizin yüzünüzden...”

Hayda, gene suçlu çıktık mı?Bu bizim kaderimiz.Öğrenci zayıf alır, öğretmen vermiştir. İyi alır kendisi almıştır. Zayıf aldığı için de olursun. Ders çalış dersin olursun, hatalarına kızarsın, “Bir daha yapma.” dersin, olursun. Vesselam öğrenciye yaranamazsın. Ya da işin özü, şaştık, bu kelin neresinden öpelim?